KÖSEDAĞ VE KÖSE SÜLEYMAN ZİYARETİ



Suşehri, Zara, Koyulhisar ilçeleri, Sivas, İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerimizden gelen ziyaretçiler, Kösedağ Savaşı'nın yıldönümüne rastlayan Temmuz ayının (r-ûmî takvimle ilk Cumartesi) milâdi takvimle üçüncü Cumartesi günü Kösedağ'a çıkarlar.
 
İ 
 Sivas'ın 80 km. kadar doğusunda, Suşehri ovasında sıralanan dağlar içinde diğerlerinden sıyrılan Kösedağ, koynundaki efsaneleri ile bu savaşın hatıralarını taşımaktadır. 2812 m. yükseklikteki Kösedağ'ın zirvesinde Köse Süleyman Ziyareti bulunmaktadır.



Yöre halkının inanışına göre şehid düşen Köse Süleyman bir Selçuklu komutanıdır. Tarihî belgelerde böyle bir isme rastlanılmamakla beraber, Danişmendliler döneminde veya ondan önce, şehit olan bir askere ait olması da muhtemeldir. Köse Süleyman Ziyareti, buraya gelen ziyaretçiler tarafından taşlarla yapılmış kabir, ve namazgâhtan müteşekkildir. Köse Süleyman'ın kabri, taşlarla yapılmış, 340-130 cm. boyutlarında, 50 cm. yüksekliktedir.Bu yığma taşlardan oluşan mezarı, bir metre uzağından yığma taşlarla yapılmış bir duvar kuşatır. Bu arada ziyaretçilermezarın etrafını dolaşırlar, duvarın bir bölümü ziyaretçilerin mezar çevresinde dolaşmaları için açık bırakılmıştır. Kabrin 15 m. kadar uzağında, çevresi yığma taşlarla 50 cm. yükseklikte olan namazgâh yer alır.




Suşehri, Zara, Koyulhisar ilçeleri, Sivas, İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerimizden gelen ziyaretçiler, Kösedağ Savaşı'nın yıldönümüne rastlayan Temmuz ayının (r-ûmî takvimle ilk Cumartesi) milâdi takvimle üçüncü Cumartesi günü Kösedağ'a çıkarlar Hiç kimseye herhangi bir çağrı yapılmaz, yurt dışından gelen ziyaretçiler bile bulunmaktadır. Ziyaretçiler iki ayrı yaylada konaklarlar. Bunlardan biri zirveye göre doğu yönündeki Sakaröküz Yaylası, diğeri ise kuzeybatıda bulunan Çataloluk  Yaylasıdır. Her iki yaylada da soğuk kaynaklar bulunur. Son yıllarda, yayla yollarının düzeltilmesiyle, motorlu vasıtalarla ulaşım imkânı doğduğundan, ziyaretçi sayısında artış olmuştur.  Ziyaretçiler, şafakla birlikte yola çıkar ve hangi yaylada konaklaya­caklarsa orada, getirdikleri kurbanları keserler. Adak olarak kesilen bu kurbanlar, bir sene veya daha önce Kösedağ ziyareti sırasında adanmış olanlardır ve her sene altmış kadar kurban burada kesilmektedir. Bu sayı yüze de çıkar. Kesilen kurbanların pişirilmesi için kazanlar hazırlanır, yaylada, tatlı bir telâg içerisinde, rengârenk giysileriyle kadın, kız ve ço­cuklar koşuştururlar. Pişirilen etli bulgur
pilâvının yanı sıra, yaylanın buz gibi soğuk suyundan ayran yapılır. Öbek öbek, yer sofralarında evliyâ pilâvı iştahla yenir. Şifalı olduğuna inanılan pilavdan, oraya gelemeyen çok yaşlı ve hastalara götürülmek üzere ayrılır.Öğle namazı cemaatle kılındıktan sonra, Kösedağ şehitlerinin ruhu için Kur'an-ı Kerim ve mevlid okunur.




Türbeyi ziyaret sabahın erken saatlerinden başlar, dönüş vaktine kadar sürer. Türbe dağın tam zirvesin­de olduğundan, yemek yenilen yerden
zorlu bir tırmanışla bir saate yakın zamanda çıkılabilmektedir. Bu tırmanışta, bebeği kucağında anneler, genç, yaşlı, ak sakallı ihtiyarlar ve koltuk değneği ile yürümeye çalışan sakatlar, zirveye geldiklerinde Köse Süleyman'ın türbesi etrafında üç veya yedi defa dönerek fatiha okurlar. O yıl içinde olmasını istedikleri dilek­lerini diler, adaklarını adarlar. Bazı ziyaretçiler veya hastalar, türbe duvarına yaslanarak uyumaya çalışırlar. Rüyalar, dileklerle ilgili olarak yorumlanır.
 


Başı ağrıyanların da uyuma sonucu baş ağrılarından kur­tulduklarına inanılır. Çocuğu yaşamayan anneler, bu çocuklarını türbe çevresinde dolaştırırlar. Kabri sulayanlar, toprağını diline sürenler de görülür Dilek dileyen ve adaklarım adayan insanlar için Köse Süleyman, vatan bekçisi bir asker olduğu gibi insanımızın zor günlerinde, bir umut kapısı olan ermiş kişidir, evliyâdır. Erkek ziyaretçiler, türbenin güney­batısında bulunan namazgâhta nafile namazı kılarlar. Türbeye çıkarken ziyaretçilerin yaptığı bir iş de "asker dikmek’tir. Dağın yamaçlarında­ki uzun taşların arkasına bir başka taşı destek vererek dikilen bu taşlar asker olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca taşları üst üste örerek kule şekli de verilmektedir. "Benim yerime asker ol" denilerek bu şekilde taş dikilmesinin, düşmanlara karşı "Benim yerime de savaş" anlamına geldiği ifade edilmekte ve niçin dikildiği konusundaki soruya "Atalarımızdan böyle gördük" cevabı alınmaktadır.
Kösedağ savaşının hatıralarını taşıyan bu yörede, çobanların ok ucu, kalkan parçası örgülü zırh demirleri buldukları halk tarafından görülmüştür. Savaşın yapıldığı Gemin Beli ve Gemin Deresinde, bir yol yapımı çalışmaları sırasında bulunan demir örme iki zırh da Sivas Müzesi'nde bulunmaktadır. Savaşın hatıralarını taşıyan bir husus da Kösedağ'm zirvesinden, Aksu köyüne doğru akan suyun adının Harp Deresi olmasıdır.Köse Süleyman'la ilgili inançlar ve onun manevî boyutu sebebiyle ,memleketin gaileleri ile Kösedağ'ın dumanlanan başı arasında ilgi kurulmuş, Birinci Dünya Savaşı'nda, Rusların Çardaklı'ya gelmeleri sırasında, zirveden top seslerinin geldiği, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekâtı dönemlerinde de, akşamları dağdan ışıkların saçıldığı, seslerin geldiği
anlatılmıştır. Hattâ kutsallığına inanmayanların felâketlerle karşılaştıkları söylenerek, zirveden aşağıya düşerek parçalanan bir kimse ile keçileri kaybolan bir başkası bu vesile ile anlatılmaktadır.



Çevredeki Türkmen köyleri, Köse Süleyman'a Köse Baba demekte ve aynı gün birlikte gidilerek kurbanlarını kesmekte, ziyaretlerini yapmaktadırlar. Köse Süleyman'ın kabrinin 5 m. uzağında kadınların dua okuduğu Allı Gelin adı verilen taş ve 5-6 km. kadar uzaklıkta, iki ayrı yerde, Osman Gazi ve Hacı Ahmet Evliyaları vardır.
 

Haber okunma sayısı: 16910



SIVAS
  • DOLAR
    TL
  • EURO
    TL
  • BİST
  • ALTIN
    TL
  • Listelenecek kayıt bulunamadı

  • Listelenecek kayıt bulunamadı

  • Listelenecek kayıt bulunamadı


Bugün:
0 hit, 0 ziyaretçi, 0 ziyaret
Bu hafta:
31 hit, 23 ziyaretçi, 24 ziyaret
Bu ay:
149 hit, 94 ziyaretçi, 96 ziyaret
Toplam:
45672 hit, 20098 ziyaretçi, 23882 ziyaret